Business

12 Temmuz 2013 Cuma

   Bir yıllık bir kirlenip paslanma sürecinin ardından şükürler olsun ki yine Ramazan-ı Şerife ulaştık. Ramazan ayı biz müslümanlar için eşi bulunmaz bir nimettir. Düşünün ki gün boyunca toz toprak ya da pislik içinde bulunmak zorunda kalıyorsunuz. Ve çalışırken bir an önce akşam olması için dua ediyorsunuz.  Akşam eve geliyorsunuz. Ne yaparsınız? Tabi ki bir an önce yıkanıp temizlenmek istersiniz. İşte mübarek Ramazan ayı da tıpkı gün boyu akşamı beklediğimiz gibi yıl boyu bu ayı beklediğimiz ya da beklememiz gereken bir aydır. Zira yıl boyunca yeterinden fazla kirleniyoruz. Şimdi temizlenme vakti...


   Mübarek Ramazanı bizler iple çekerken bir de ramazanın bitmesini iple çekenler vardır. Evet şeytandan bahsediyorum. Yıl boyunca bize nefis vesilesiyle yapmadığını bırakmayan iblisin bu ayda elini kolunu bağlamış bulunuyoruz. Madem elini kolunu bağladık, yokluğunu fırsata dönüştürmeyelim mi? Onun bize bir yılda yaptığından fazlasını biz ona bir ayda yapalım. Zamanımızı iyi değerlendirelim. Dostluğumuzu, kardeşliğimizi pekiştirelim. Küs ya da dargın olduklarımızla barışalım. En azından deneyelim, ne çıkar? Fakat şeytanın insani çıraklarına da dikkat edelim. Bizi ramazan kampanyası gibi oyunlarla tuzağına düşüremesinler. Bir de medyamızın onları pohpohlamasına izin vermeyelim. Zira haberlerde oruç tutmadığı için dayak yedi cümlelerini duymamıza zannediyorum ki az kaldı. Bu ayda acı haber duysak ta tatlı haberleri yayalım. Milleti galeyana getirici paylaşımlardan uzak duralım. Biz olalım, bir olalım, iri olalım, diri olalım. A için bir olay olduğunda gıkımızı çıkarmıyorsak aynı şey B için olduğunda olayı göklere çıkarmayalım. Adaletli olalım. En azından bu ayda medya denilen menetin (kartel) oyununa gelmeyelim. Uyanalım, uyanık olalım, uyanık kalalım...

   Ramazan'a 11 ayın sultanı diyoruz ya, gerçekten öyle. Çünkü bu ayda aldığımız her nefes bizim için fırsattır. Bu ay bize sevmeyi öğretir. Sevilmeyi öğretir. Kardeşliği öğretir. Dostluğu öğretir. Komşuluğu öğretir. İnsan olmanın hazzına varmayı öğretir. Fakat ramazanda beşeri olarak en çok neye önem verilmelidir derseniz, derim ki çocuklara önem verilmelidir. Bir çocuğa ramazan sevgisi aşılanırsa o çocuk bir fidan misali büyüyüp ağaca dönüşüp meyve vermeye başlayacaktır. Yoksa İsrail'in her yere diktiği gargat ağacına dönüşmesi muhtemeldir. Ben şahsen çocukluğumdaki ramazanları özlüyorum. O yüzdendir ki Ramazan'a sahip çıkmaya çalışıyorum. Ama çocukluğumda Ramazan sevgisini ve edebini görmeseydim şu an bunun kıymetini muhtemelen bilmiyor olacaktım. Hani diyorlar ya ağaç yaşken eğilir diye. Gerçekten öyle. Çocuğun gücü yettiğince oruç tutturulmalıdır. Bunu da tekne orucu dediğimiz yöntemlerle alıştırarak yapmak en güzelidir. Fakat bazı ebeveynlerimizin yaptığı gibi bugün okulu var oruç tutmasın, bugün tatili biraz dinlensin gibi bahanelerle oruç tutturmazsak, tabi sağlık sorunu da yoksa çocuğumuza kötülük etmiş oluruz. Pedagoglara göre oruç çocuğun iradesini güçlendirmektedir. Bizler için de eşsiz faydaları vardır. Sıhhat açısından oldukça yararlıdır.

   En başta biz bireyler olarak sevmeyi öğrenmeliyiz. Böylelikle eşsiz bir Ramazan ayı geçireceğimize inanıyorum. İnsanı sevmek zaten en baştaki görevlerimizdendir. Fakat aç kalmayı sevmek, iftar sofrası hazırlamayı sevmek, Ramazan alışverişi yapmayı sevmek, namaz kılmayı sevmek, Kur'an okumayı sevmek, komşu ve akrabalarla iftar açmayı sevmek, teravih namazını sevmek, iftar saatini beklemeyi sevmek, Ramazan pidesini sevmek, karnımızın acıkmasını sevmek, dostlarla sahurlayıp muhabbeti sevmek, kendini sevmek, Resul'u sevmek, Allah'ı sevmek... Hiç bir tanesini tabir etmenin mümkünü yoktur. Sevgi kavramının soyut bir kavram olmasının güzelliğini bir kez daha anlıyoruz böylece...

   Ramazan'ı coşkuyla yaşarken bir de Rabbimiz'in bize bu emri niçin verdiğini anlamamız gerekir. Ne diyor Ramazan : Amacım sizi aç bırakmak değil. Amacım size açı anlatmak... Öyle ya 21. yüzyılda yaşıyoruz ve hala insanlar dünyada açlıktan ölüyor. Onların halini anlamamız için halleriyle hemhal olmaktan daha güzel bir çözüm var mı? Peki onları ne kadar iyi anlayabiliyoruz? Sizin hiç temiz su bulamadığı için sıtmaya yakalanan çocuğunuz oldu mu? Açlıktan midesi sırtına yapışan bir çocuğunuzu kendi ellerinizle mezara bırakmak zorunda kaldınız mı? Ya da hiç susuzluktan bir hayvanın idrarını içmek zorunda kaldınız mı? Allah göstermesin. Ama biz bu insanları oruçluyken anlayamazsak başka ne zaman anlayabiliriz? Bizim ülkemizin tek derdi bir kaç ağacın taşınmasına tahammül edemeyip sokaklara dökülmek mi? Ufacık şeylere bu kadar parlayabiliyorken, açlıktan ölen Afrika için, yıllardır İsrail barbarlığına maruz kalan Gazze ya da Filistin için, Burma'daki, Myanmar'daki diri diri yakılan kardeşlerimiz için, Doğu Türkistan'daki Çin zulmü gören Urumçi için, gıkımız çıkmıyor ve ülkemizdeki olur olmaz şeylere ayaklanıyorsak adalet anlayışımızın ne boyutta olduğunu bana anlatabilir misiniz? Ha ara sıra Afrika'ya yardım için ilaç kampanyası başlatıyoruz. Ama ilaç kutularının üzerinde tok karnına yazıyor. Komediye bakar mısınız?




   Cümlemizin Ramazan'ı Mübarek Olsun Dostlarım. Ama Ramazan sadece bize gelmesin...

2 yorum:

  1. Dün bir tv kanalında " komşusu açken bizden değildir " hadisini okudu spiker.. Ve dedi ki, ben bu hadisi okurken -3 çocuk daha hayatını kaybetti Somali'de....
    Çok güzel bir yazı olmuş. Teşekkürler.. Ramazanı tüm hünerlerimizi sergilediğimiz, eşe dosta ziyafet verdiğimiz ay olarak görmekten vazgeçmeliyiz bir an önce..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle. Adalet anlayışımızı gözden geçirmekte de yarar var. Teşekkür ederim..

      Sil