Business

18 Mayıs 2013 Cumartesi

On 20:14 by tansel uğur   4 comments
    Bu moda dedikleri ne garip bir şey. Hiç bir zaman anlayamadım bunu kimin çıkardığını. En anlamsızı da aslında toplumca absürt olarak görülen bir şeyin bir anda yaygınlaşarak benimsenmesi. Artık o hale geldi ki hızına yetişebilene aşk olsun. Her yılın bir modası var. Bundan da ötesi rengi var. Neymiş bu senenin rengi kırmızıymış. Arkadaş ben kendimi bildim bileli her yılın rengi kırmızı. Boşuna dememişler deli kırmızıyı sever diye. Bayrağımız bile kırmızıysa kimse bana ben deli değilim demesin. Zira ne diyor Ceza 'Sen de biraz delisin' :


   Açık konuşmak gerekirse ben de biraz deliyim. Deli olayını geçtim, renk olayını da geçtim de bu modayı nasıl geçeyim? Daha erken... Son yıllarda bu sosyete dedikleri tür de iyice türedi. Her taşın altından da çıkıyor bu ikoncanlar. İkoncan ne demekse artık... Çok ta antipatik geliyor bana bu. Sanki nüfusa kaydettirilen bir çocuğun isminin nüfus memuru tarafından yanlış yazılması gibi... Sanki İlknur Can demişler de ikoncan anlaşılmış. Öylesine antipatik... Her neyse bunlar ne giyse o moda oluyor. Ya, bir insan kendini kobay olarak kullanır mı? Bunlar bütün ilkleri kendi üzerinde deniyor. Cesaretleri takdire şayan... Hatta cesaret nişanesi olarak Cumhurbaşkanlığı'ndan kahramanlık madalyası alsalar yeridir...

   Diyeceksiniz ki sanane! Evet belki de banane, ama 
artık sokaktaki insanlar da aynı olmaya başladı. Aynı olmaktan daha kötüsüyse aynı olmaya çalışmak. Evet boyuna posuna bakmadan caddede Monica Belluci edasıyla yürüyen Victoria's Secret mucizesi zavallılardan bahsediyorum. Cesaretinizi gösterebileceğiniz farklı alanlarda var. Sadık kalmak gibi... 

   Cesareti de geçtim insan kendine hiç mi değer vermez? Giydikleri kıyafetle halkın arasına (gerçek halk) girseler, halk bunlara acıyıp yardım elini uzatır. Hiç olmadı Kızılay'a yönlendirir. Öyle duyarlıdır halkımız. Ancak her ne hikmetse ikoncanlar ne giyse yaygınlaşıyor. Bütün gençlik bunları taklit ediyor. Kimse benden bunu anlamamı bekleyemez.Yani bu giydiklerini moda olmadan önce fakir biri giyse aşağılayıcı gözlerle bakarlar. Fukara giyse varoş, zengin giyse moda oluyor. Bu ne gericiliktir, Bu ne ötekileştirmeciliktir, bu ne bir sıfır olsun bizim olsunculuktur, nedir bu alışkanlık? 

   Tamam tabiki çağa ayak uydurmak lazım fakat uydurmamız gereken ayaktan, bacaktan, belden başka şeyler de var. Zira bunlar meydandaysa ne gerek var uydurmaya. Uyutan uyutmuş... Artık o hale geldik ki herkes farklı olma çabasında. En ilginci ise bugün kendi stilini muhafaza eden biri çevresi değiştiği için 5 yıl sonra farklı biri olabiliyor. Ne gerek var kendini değiştirmeye mutlaka sen de ben de bir gün farklı olacağız. Farklılık demişken emolara ve apaçilere hiç girmiyorum. Allah korusun bizleri. Tüm bu eleştirilerimden sonra buna da şükür diyebildiğim tek nokta bu ikisi. Bir de aslında Necip Fazıl şu beyitleri İstanbul için yazdı ama bir tevriye olabilir mi diye de düşünmeden edemiyorum.

   Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
   Adada rüzgar uçan eteklerden sorumlu.

Galiba modanın falan suçu yok. Zira rüzgar gibi birçok suçlu bulunabilir. Tamam çuvaldızı başkasına batırıyoruz da, iğneyi de kendimize mi batırsak ne? Hıhhh, sürç-ü fikir işte...

4 yorum:

  1. Bir söz var hani: Ne olurdu yani, Bir sene de insanlık moda olsa..
    Olur inşaAllah ;) zor ama..
    Güzel bir yazı emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de zor ama özümüz gereği ümitvar olabilmeliyiz gelecek adına. Çok teşekkür ediyorum :)

      Sil
  2. yorum yazarken doğrulama kodu soruyor, yorum atmak isteyenler için sıkıntı olabilir. kaldırırsanız daha çok yorum olur..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç farkında değilim, uyarınızı dikkate alıcam. Teşekkürler :)

      Sil