Business

3 Temmuz 2014 Perşembe

Paylaşmak, paylaşmak, paylaşmak... Paylaşmak güzel şey, paydaş olmak da öyle esasen. Kıymet bilmek, insana değer vermek hiç de içi boş kavramlar değil. Sadece paylaşmak ölçü değil, insan da kendine yetebilmeli elbette. Lakin çevresindekilere yetebilen bir insan düşünün. Devamlı sizden huzur alan değil de, hani huzur veren insanlar...

Karşılık beklemeden, yaratılana Yaratan'dan ötürü sevgi, saygı ve izan gösteren, derin düşünce yapısına sahip insanlar... Basit olmayan, sabır timsali insanlar... Çevresini seven, Hak'kı seven, değer veren insanlar... Haramzâdelere sülük gibi yapışan, suratları fel fecir okuyan, menfaat müptelâlarına dahi değer veren insanlar...

Bu insanlar belki geçmişte kaldı. Osmanlı kültüründen sonra bir daha böyleleri gelmedi belki de. Ama küçük bir kıvılcım yeter yürekleri yakmaya. Benlik duygumuzu bir gözden geçirmekte ziyadesiyle fayda var. Kişi kendine her daim sorabilmeli... 'Ben kimim? Babam kim? Dedem kim? Kim? Kim? Kim? Kiziroğlu Mustafa Bey kim? Bu dünyaya geliş amacım ne? Kâlû belâ'da ne söz verdim?' Zaten bu sözleri idrak eden insan, sevmesin ve paylaşmasında ne yapsın?

Hak'kı seven insan, insanı sever, insanı seven insan hayvanı sever, hayvanı seven insan doğayı sever, doğayı seven insanlar derken, sevgi yumağı olan insanlar..

Paylaşmak insanın tabiatında vardır. Onu körelten insanın nefsidir.


Demek ki her şeyden önce bir durup düşünmek gerekli. Nitekim her şerden önce de tabi... Her şerrinde bir mazeret ve kılıf uyduran insanlar... Yapmacık gülüşler, sahte sözcükler, yanlış yönlendirmelerde bulunan insanlar...

Derken bir konuyu açıklamakta fayda görüyorum. Bu kadar çok 'insanlar' kelimesini kullanmamın bir sebebi var. Ama çok abartmışsın dediğinizi duyar gibiyim. Çok teessüf ederim. Neyse efendim, gelelim sadede...

Atalarımızın bir sözü vardır: 'Et tekrârı ahsen, velev kâne yüz seksen.' Yani anlamı şudur: 'Yüz seksen kere de olsa, tekrar güzeldir. 'İnsanlar' kelimesini tekrar ederek güzel bir şey yaptığımı düşünmeyebilirsiniz. Lakin sonuçta yüz seksene kadar yolu vardı ki, ben kısa tuttum. Velhâsılıysa, İnsanlarımız yani biz, tezelden insan olduğumuzu hatırlamalıyız. Şu mübarek ramazan ayındaki paylaşımlarımızı bir yıla yaymamız lazım gelir. Yani tekrarlamaktan korkmamalıyız. İki günde bir paylaşsak zaten tüm yıla yaymış oluruz. Biraz Bahçeli'nin hesabına benzemiş olabilir. Ama paylaşmak için yeterli birçok nedenimiz var.  Paylaşım derken aklınıza sosyal medya paylaşımları geldi değil mi? İşte siz busunuz. Yazıklar olsun...

Nitekim içinde bulunmuş olduğumuz Ramazan ayını da fırsata dönüştürmeliyiz. Dönüştürmeliyiz ki, köhneleşmiş dimağılarımızdan fikr-i kavmiyet düsturunu çıkarıp, zor durumda olan insan ve kardeşlerimizle, hangi ırktan olurlarsa olsunlar, hemhâl olmalıyız.

Çevremizdeki insanlarla ya da zor durumdaki kardeşlerimizle yahut aynı havayı soluduğumuz hayvan dostlarımızla paylaşmaktan korkmamalıyız. Paylaşmalıyız ki insan olmanın hazzına varabilelim. Ramazan bizim için büyük fırsat. Ramazanla ilgili görüşlerime 'Ramazan Sadece Bize Gelmesin' adlı yazımda yer vermiştim. Şimdilik bu kadar. Biraz geç olmuş olsa da Ramazanınız mübarek olsun. Kalın sağlıcakla. Bir de bol bol paylaşın. Komşuda pişen size, sizde pişen bize düşsün...



2 yorum:

  1. çok anlamlı yazı olmuş emeğine sağlık. insanları tekrarlamanda aslında güzeldi.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim, insanları ve kendimi anlamam için bazen gerek duyuyorum böyle şeylere :)

    YanıtlaSil