Business

18 Ağustos 2013 Pazar

   Dünya tarihi ne kadar doğru yazılmış bilinmez. Lakin bilinmesi gereken şudur ki, her türlü tarihi vesika defaatle ele alınmalı, incelenmeli, kafa yorulmalı, özümsenmeli, süzgeçten geçirilmeli, kalbur üstü bırakılmalı, yanında da kalburabastı yenilmelidir. Çünkü kan şekeriniz düştüyse asabiyetten gerçekleri görmek istemeyeceksinizdir. 'Şimdi bildiğimiz her şey yalanmıymış?' gibi paranoyak düşüncelerin evvelinde tarih babında biraz septik düşüncenin yararlı olacağı kanaatindeyim. En önemlisiyse düşünmek. Düşünelim ki hayvanlardan farkımız olsun öyle değil mi?



   Konuyu uzatmadan coğrafi keşiflere getirmek istiyorum. Ne yazıktır ki hala ilköğretim çağındaki çocuklarımız yanlış temeller üzerine inşa edilmiş dünya tarihini ders olarak görüyorlar. Biz de aynı dönemden aynı şekilde geçtik. Bizlere yerlileri vahşi halk olarak tanıttılar. Biz çocuklar olarak ta vahşiler bilim adamlarını öldürdüler diye dövünüyorduk. O kadar yanlış anlatılmış ve kazınmıştı ki her şey oyunlarımızda bile birimiz Kolombus olurken birimiz Vasco de Gama bir diğerimiz Macellan oluveriyorduk. Tahtadan yaptığımız kılıçlarla vahşilere saldırıyorduk. Yel değirmenlerine saldıran Mança'lı Don Kişot bile bizim kadar gerizekalı olamamıştır. Adamın hiç yoktan bir vizyonu var reyizz. Yanınızda Sanço Panza gibi bir seyis var. Ve tek gayeniz güzeller güzeli (olabildiğince objektif) Dulcinea del Toboso'ya ulaşabilmek.. Peki ya biz? Huraaaa, sokaktaki kedileri kovalamaca. Neden? Ufkumuz dar. Göremiyoruz. Çünkü bir çocuksunuz. Size ne verilirse onu alıyorsunuz. Bunun yanında kendi değerlerimiz ise solda sıfır bırakılıyor. Bugüne kadar hiç 'Beeen Barbaros Hayrettin Paşayıııım' diye böbürlenen zibidi görmedim. Neden? Cazibesi yok. Gözünüzde hiç edilmiş ya da tanıtılmamış. Nerde Superman, Batman, ya da Spiderman var onlar örnek alınıyor. Oğlum kendinize gelin. Herifler tayt giyiyor tayt. Ne gözle bakarlar bir düşünün. Rezil kepaze olursunuz. Delikanlılığa sığar mı? İşte bunların hepsi ders kitaplarımızdaki saçmalıklardan ortaya çıkıyor. Bu konuda Talim Terbiye Kurulu'muz niçin harekete geçmiş değil anlayamıyorum. 

   Öyle bir durum ki, portakalı soyup başucuna koyan, bisiklete binip karıncayı ezen, yağ satıp bal satıp ustası ölünce kendisi satan bir nesil yetişiyor. Durum çok acı değil mi? Tavşana kaç tazıya tut diyorlar. Zevke bakar mısınız? Kutu kutu penselerle uğraşıp teknik ve mekanik işlere alışagelmiş bir nesli proje üretmeye ya da bilim adamı olmaya nasıl ikna edebilirsiniz? Bir de tüm bu gereksiz işlerden beste yapıyorlar. Saklambaç oynayanları ellerinin içine mum (parmak) dikmek suretiyle belirliyorlar. Düşündüm ve sonra dedim ki iyiki büyümüşüm. Neyse ki şu ara bilişim çılgınlığı sayesinde hepsi evindeki bilgisayarda çar açıp çar kapatıyor. Ve çağ açıp çağ kapatan dedelerinden bihaber yetişiyorlar.

   Düşününüz ki dünyanın en azılı ve şerefsiz katillerini size kahraman olarak tanıtıyorlar. Diğer yandan hiçbir suçu bulunmayan yerli halk vahşiler oluveriyor. Sıkıntı büyük usta! Tamam kendi tarihimiz için bazı şeylere cesaret edemeyebilirsiniz. Fakat elin pabucunuz kadar etmeyecek ecnebisini göklere çıkarmak niye? Neymiş, Amerika'yı keşfetmişmiş. Vay efendim batıya giderek doğuya ulaşabileceğini biliyormuşmuş. Yok Amerika'yı Hindistan sanıyormuşmuş. Hadi bunu da geçtim. Düşünün ki yüzyıllardır yaşadığınız topraklara bir gün birileri geliyor. Burasının kendilerine ait olduğunu iddia ederek sizi katlediyor ve sizi vahşi yaratıklar olarak gösteriyor. Ve kendisi bu yüzden kahraman oluveriyor. Saçmalığa bakarmısınız? Kristof Kolomb bize yıllarca bir Hristiyan misyoneri olarak tanıtıldı. Fakat kendisi muharref Tevrat'ı ezbere bilecek kadar dinine bağlı bir Yahudi idi. Eee ne var bunda diyebilirsiniz. Fakat bu adamın yegane amacı Kudüs Tapınağını yeniden inşa etmekti. Oysa Katolik inancına göre Hz. İsa Yahudileri lanetlemiş ve tapınak bir daha asla inşa edilmeyecekti. 



   Yahudi araştırmacılara göre bile Kolomb'un amacı yeni dünya'yı bulmaktı. Ve bunun varlığını önceki Viking kaşiflerinin araştırmalarından biliyordu. Esas amacı ise İspanya'dan sürülen Yahudi kardeşlerine yeni bir yurt bulmak ve Süleyman mabedini inşa etmek için finansman sağlamaktı. Bulunan günlüklerindeyse Ophir ülkesinden bahsediyor. Yani altın ülke. Çıkaracak olduğu altın ve elmaslarla finansman sağlamayı düşünüyor. Kolomb köle ticaretini başlatan da ilk kişi oluyor. En iyi Yerli ölü Yerli felsefesiyle her şeyi yapıyor. Ve nedendir bilinmez gözümüzde kahraman oluveriyor. 

   Şimdi herkesi yüce Kolomb için saygı duruşuna, akrep vuruşuna, yunus dalışına, tütün sarışına, dünya barışına, ve ürik asit yarışına davet ediyorum. Sanırım bir dahaki yazımda Piri Reis'i ele almam gerekiyor. Fakat ele avuca sığmayacak kadar büyük bir tarihi karakter olduğu için kaleme almak en iyisi. İlla birine saygı duyacaksam Piri Reis'e saygı duyarım reyizzz. 

Kristof Kolomb - Pabucumun Kaşifi..

Ne derler bilirsiniz :

Sonradan açılırmış şu saf kan Arap tayı
Kolombus nah* keşfetmiştir Amerika'yı


*nah = Eski Türkçe'de hayır anlamındadır. Yahut sodyum hidrür'ün simgeside olabilir hani.

11 Ağustos 2013 Pazar

On 14:20 by duygubatga   No comments
Nerde o eski bayramlar..galiba bu aralar herkesin dilinde bu.Peki neden durmadan eskiye bi özlem içerisindeyiz.?Gerçekten eskiden herşey bayramlar bile daha mı güzeldi.?
Düşündüm durdum bütün gün.Bayram günü bütün ailemle birlikte güzel bir vakit geçirdik lakin birsey eksikti hayatımızda.Neydi neydi..diye düşünürken kapı zili çaldı o esnada.Koşar adımlarla kapıyı açtım dört küçük velet :)  hep bir ağızdan ''Bayramınız kutlu olsun'' diye inlettiler bütün mahalleyi bende bastım kahkayayı.İşte buydu eksik olan,çocuklar.Benim tabirimce veletler :)
Şen gülüşlerlerle şekerleri uzattım bizim veletlere ve avuç avuç alıp kosturtular merdivenlerden.Aklıma geldikçe gülüyorum kendi kendime.Asıl bayramı bayram yapan onlarmış.
İçimizdeki çocukluk hiç bitmesin.
İyi ki varlar onlar  iyi ki..
Bayram da bayram sevinçini en çok hakedenler onlar.Çocuk olmak mutlu olmak demek.Ama düşünüyorum da gerçekten her çocuk mutlu mu? O kadar yardıma muhtaç mutlu olmayı hakeden çocuklarımız var ki..gelin biraz bunlara bakalım isterseniz.




Onlar da bizim kardeşlerimiz.Canlarımız ve onlar da mutluluğu hak ediyor.Gerekli yardımları onlarlara iletmeliyiz.Yardımlar demişken maalesef ülkemizde bazı sahte yardım dernekleri yer almaktadır.Öncelikle itibara geçiceğimiz vakıfları iyicene araştırmalıyız.
Umarım her yardıma muhtaç çocuklarımız için gerekli önlemler alınır.Ne demişler mutluluk paylaştıkça coğalır.

Afrikalı Çocuklar Oyun Oynarken
İçimizdeki çocukluğu hep yaşatmak dileğiyle..çocuk kalın :)
Afrikali Zenci Bir çocugun siiri..2005 Yilinda En iyi siir olmaya aday gösterilmiş o şiir;
 

Dogdugumda Siyahtim.
Büyürken Siyahtim.
Günese Çiktigimda Siyahtim.
Korkunca Siyahtim.
Hastayken Siyahtim..
Öldügümde Hala Siyahim...
Ve Sen Beyaz Çocuk...
Dogdugunda Pembesin
Büyürken Beyazsin.
Günese Çiktiginda Kirmizi.
Üsüdügünde Mor.
Korktugunda Sari.
Hastayken Yesil.
Öldügündede Gri'sin.
Sen simdi bana renklimi diyorsun???

HEP ÇOCUK KALIN VE AYRIM YAPMAYIN.. :)




8 Ağustos 2013 Perşembe

 
   Bir aylık bir manevi iklim atmosferinden sonra Ramazan-ı Şerifi noktalayarak Ramazan Bayramına ulaşmış bulunmaktayız. İnşaallah hepimiz bu mübarek ayı hakkıyla eda edebilmişizdir. Hakkıyla Eda kim demeyin çok pis celallenirim. Celal kim derseniz ağzınıza kürekle fururum. Şaka lan bugün bayram istediğinizi diyebilirsiniz. -Gülücük. Yazı ciddi bir yazı gibi görünüyor diye lakayıt işaretlerden uzak duruyorum. Anladınız mı? -Kırpık göz. Aslında nerede o eski bayramlar diyerek geyiğe girmek vardı ama biraz olgunlaştırdı bu Ramazan beni. Hamdım, piştim, oldum, hani bana hani bana dedim.

   Üzerini vurgulayarak, altını çizerek, farkına vararak, teşhis yaparak, telkinde bulunarak, hesabını sorarak, ve sade bir vatandaş olarak bir şey belirtmek isterim. Bu bayrama şeker bayramı demeyelim. Ürperiyorum, geriliyorum, sınırlanıyorum, morelim bozuluyor, bu kelimenin aslının moral olduğunu bile unutuyorum. Yozlaştırılan onca değerimizi göz önünde bulundurarak bayramımızı da aynı hale sokmayalım. Çünkü bu bayramın adı Ramazan Bayramı'dır. Söylemesi çok mu zor. Ama ben bunun kimler tarafından bu hale getirildiğini ve getirilmek istendiğini biliyorum. Zibidi Locası. Evet sanırım hal böyle. Amaçları ise aşikar. Bayramı fırsata dönüştürerek harçlık ve şeker kopartmak. Anlamayacağımızı sandınız değil mi? Ben anlarım. Hele o laubali olanlarınız yok mu? Yanıma pişkin pişkin gelip -'Bayramın barek olsun amca ver elini öpüyüm' diyene diyorum. Bu bayram gel de çikolata kabuğunun içine sardığım taşı yutturayım sana. Elimi elbette öpebilirsin ama ben amca olmaya hazır değilim anlıyormusun. Amacın harçlık ya da şekerse bunu direkt olarak bana söyle. 

   Şaka bir yana bayramı güzel yapan çocuklardır. Yepisyeni kıyafetlerini giyip cicili bicili ayakkabılarıyla sokak sokak dolanmaları yok mu? Ah ah, ben de o günlere dönsem diyorum. Sonra büyüdükçe aldığım harçlık oranının arttığını hatırlayıp vazgeçiyorum haliyle. Beş yıl önceye dönsem kafi. Şu aralar fazla büyümüş olmalıyım ki işler kesat gidiyor. Biz büyüğe saygı gösteriyoruz da, küçüğe sevgi ($,€,£) kalmamış azizim.

   Biz bayram coşkusunu yaşarken bir de bugün içi buruk olan kardeşlerimiz var. Suriye, Filistin, Doğu Türkistan ve diğerleri. Allah hepsinin yardımcısı olsun. İnşaallah tüm İslam aleminin kardeşçe kutladığı bayramlar görürüz. 


   Coşkuyla yaşayabileceğiniz bir Ramazan Bayramı geçirmeniz dileğiyle, herkese HAYIRLI BAYRAMLAR.. Bu arada tatlıya fazla abanmayın ha! Yoksa Bayram Bu Bayram Olmaz. Kalın Sağlıcakla..

6 Ağustos 2013 Salı

On 21:29 by tansel uğur in , , , , , , ,    No comments

   Değerli arkadaşlarım, 2013 Google Bilim Fuarı'nda halk oylaması başlamış bulunmakta. Birkaç ülkeden birkaç kişi var finalde. Ülkemizden de 16 yaşındaki Elif Bilgin İsimli kardeşimiz binlerce proje arasından finale kalmayı başarmış. Ve 15 global finalistten biri olmaya hak kazanmış. Bu kardeşimiz 'Muz Kabuklarının Biyoplastik Üretiminde Kullanılması' fikri ve çalışması ile hem finale kalmış hem de 'Science in Action' Jüri özel ödülünün sahibi olmuştur. Şimdi ise İnovasyon kategorisindeki proje ile finalde. Türkiye'den ve Dünyadan alacak olduğu oylarla büyük ödül için yarışıyor. Elif Bilgin isimli bu kardeşimize destek olmak için www.googlesciencefair.com adresine giderek adayın bulunmuş olduğu vote alanına tıklamanız yeterli. Kendisine sürç-ü fikir olarak başarılar diliyor ve sizlerden destek olmanızı bekliyoruz.